Üniversitedeydim. Ben tesettürlü biri olduğum için erkeklerle pek konuşmuyordum. Benim gibi tesettürlü olan Selma adında bir arkadaşım vardı. O ise buna pek dikkat etmiyordu. Onu çok uyarmıştım dinimizde flört diye bir şey yok, yabancılarla gezip tozma diye. Fakat Selma bildiğini okuyordu.


Bir gün bana sana da birini tanıştırayım dedi. Ben “Sakın” dedim öyle bir işe kalkışma. İnsanın evleneceği zaman belki bu tür görüşmeler olabilirdi. Gönül eğlendirmek için flörte karşıydım. Fakat arkadaş olarak güvendiğim Selma kendine göre planlar hazırlamış. Bir gün Selam birisinin beni istemeye geleceğini söyledi. “Ben evlenmek istemiyorum” dedim.

O da ben sadece söyledim dedi. Söylediği kişi Selma’nın dediği günde beni ailemden istemeye geldi. Biz çok şaşırmıştık. Ben “Bunu tanımıyorum” dedikçe ailem buna inanmıyordu. Nasipse olur demezler mi?

Bana bile sormadılar. Bu kız delikanlıyla görüşmüş utancından söyleyemiyor zannettiler. Halbuki ben gerçekten tanımıyordum delikanlıyı. Delikanlı uzun boylu yakışıklı biriydi. Görünce “keşke okulu bitirmiş olsaydım, onunla evlenirdim” diye düşündüm. Ama sonuçta okulum devam ediyordu ve benimde şimdilik evlenme planım yoktu. Fakat delikanlı Selma’yı vasıta ederek sürekli benimle görüşmek istiyordu. Daha sonra işi akışına bıraktım. Delikanlıyla çıkmaya başladık. O zamanlar şeytan beni gittiğim yolun sakıncalı olmadığına inandırmıştı.

Fakat tüm bunlar Selma’nın kumpasıydı. Hatta delikanlının anne ve babası olarak beni istemeye gelenler bile Selma’nın bir tanıdıklarıymış, delikanlının anne babası değilmiş. İşin aslı delikanlı Selma’ya benim için şu kızı benim için ayarlar mısın demiş, salak Selma da benim erkek arkadaşımın olmamasını eksiklik görerek aklınca bana kıyak geçmek istemiş.

Delikanlı gittikçe daha fazla görüşmek, sinemaya gitmek hatta evine götürmek istiyordu. Ben işin bu boyutlara varmasını istemediğimden, delikanlıya hoş birisi olduğunu ama evlenmek için erken olduğu, ayrılmamız gerektiğini söyledim. Hoş birisiydi ama ayrılmamız gerekiyordu. Delikanlı Selma’yı da kullanarak bana baskı yapmaya başlamıştı. Günah olmasın diyorsan imam nikahı yapalım diyordu. Salak Selma da baskı yapıyordu illa imam nikahı yapın diye.

Ben evlenmeyecek olduktan sona niye nikah yapacağız diyorum onlar, şimdi imam nikahı yapın, okul bitince de resmi nikah yaparsınız diyorlardı. Çok üzerime geldiler, aptalca düşündüm. “tamam o zaman imam nikahı yapalım” dedim.

Delikanlının evine gittik. İmam diye başka bir öğrenci arkadaşı geldi delikanlının. Nikahı bu kıyacak dediler. Ben onu daha önce birkaç kere birileriyle yakışıksız durumda görmüştüm. “Bu kişi imam da değil, hatta imam hatipli bile değildir” dedim. Onlar kendilerine göre ayet ve hadis söyleyerek yoldan geçen birisinin bile imam nikahı kıyabileceğini, bunun caiz olacağını söylediler.

Ben de “o şekilde nikahın ne hükmü olur ki?” deyince bana çok kızdılar neredeyse tekfir edeceklerdi. Sonunda ben de patladım. “Başlarım size de nikahınıza da” dedim. Oradan çıkıp gelecektim. Arkadaş baskısı beni artık bitirmişti. Fakat Selma kapıya dikildi “Benim hatırım için” falan demeye başladı. O sırada delikanlı beni öpmeye çalışıyor, imam diye getirdikleri kişi de kolumu tutuyordu. Ben bardağı kaptığım gibi delikanlının kafasına geçirdim. Din iman derken iş sapıklığa varacaktı. Çığlık atmaya başlayınca korkup çekildiler. Ben de oradan çıkıp geldim. Meğerse o serseri aynı taktiği bir başkasına da yapmış hatta fuhuş yapıp, sonradan olmadı ayrılıyoruz demişler. Meğerse Selma da aynı haltı yemiş. Birsiyle gizlice imam nikahı yapmışlar. Böylece rahat rahat birlikte oluyorlarmış. Beni de aynı yola itmek istemiş salak. Yaşadıklarımdan şunu öğrendim:

ASLA AHMAKLARLA APTALLARLA ARKADAŞLIK YAPMAYIN !

loading...



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)
Facebook Yorumları